13 Eylül 2013 Cuma

Ciao!


Ravenna'dan herkese merhabalar, ciao!! :)
Öncelikle İtalya’ya gelirken böyle bir blog yazmak niyetinde olmadığımı söylemeliyim. Ama yoğun istekle karşılaşınca (yoğun istekten kastım tabi ki sadece annem :D) ve bütün olaylara Fransız kaldığım sıralar kendi kendime konuşma olayını iyice abartınca, aklımdan geçenleri en azından bir yerlere kaydedeyim dedim. İtalya’ya etrafı fotoğraflamak hayaliyle gelmeme karşın, kamerayı her yere taşımaya tam anlamıyla ÜŞENDİĞİMDEN galiba böyle devam edeceğim. (Kamerayı yanıma alıp da çantasından çıkarmaya üşendiğim oldu hani o derece...) Kısaca üşengeçlik zor zanaat, evet. Yine de madem şimdi bir şeye başladım, devamı gelsin...

Tekrar merhaba, bunu okuyorsan muhtemelen tanışıyoruz zaten ama yine söyleyeyim nolur nolmaz. Ben Ecmel Aysu, 17 yaşındayım. Bu sene AFS programıyla İtalya'nın Ravenna şehrine geldim *buraya sevinç çığlıkları giriyor* ve bir sene burada lise okuyacağım. Haftada 6 gün hem de :))) Yanlış duymadınız 3 değil, 4 değil, 5 değil; TAM 6 GÜN OKUL :))))))))))) Böyle dediğime bakmayın tabi ki, okullar bizimki gibi tam gün değilmiş :D Günde 5 saat, öğleyin bitmiş oluyor. Sabahçıyız anlayacağınız :) Ayrıca Türkiye'deki çılgın sistemle son sene tam gün okul+etüt+haftasonu dershane çeken bütün cengaver mezunlarımızın dayanabileceği bir şey olduğuna inanıyorum. (Konusu açılmışken burdan şu anki 12. sınıf öğrencilerine sevgilerimi yolluyorum.... Muhtemelen bunu okumuyorlardır zaten, işleri güçleri var ama olsun:D) Okul konusuna sonradan daha ayrıntılı değinmeyi planlıyorum, henüz başlamadığım için yanlış bilgi vermiş olmak istemem. Bakarsınız bambaşka bir şey çıkar, yani ben de bana anlatılanları anladığımın garantisini veremiyorum şu an:D

İtalya'ya gelişimin ilk haftasını bugün doldurmuş bulunmaktayım. Ravenna'da ailemle geçirdiğim 5. günüm oluyor.
Biraz şehrimden bahsedeyim. Ravenna 150.000 nüfusu olan bir şehir. Adriyatik Denizi'ne kıyısı var, Hırvatistan'ın tam karşısı konum olarak. Tarihi olarak da ilginç bir yeri var. Hani Türk olduğumuzdan Bizans'tan yani Doğu Roma İmparatorluğu'ndan oldukça haberdarız :) Ama Batı Roma'yı pek bilmiyoruz (zaten dağılmaları üç saniye sürmüş Bizans'a kıyasla :D). Doğu Roma'nın başkenti sevgili İstanbul iken Batı Roma'nın da Ravenna'ymış. İstanbul almış yürümüş sonra tabi o ayrı :D Ravenna nüfusunu 100e katlamış hatta, tebrik ediyoruz burdan Ravenna ahalisi olarak... Ben şahsen Batı Roma'nın başkentinin Roma olmasını beklerdim hani ama her zaman atınca tutmuyormuş, isimden çıkarım yapmamak gerekiyormuş :D

Hava durumuna gelince, Ravenna Trabzon'un paralel evrendeki karşılığı olabilir. Evet, sevgili Trabzonlular "HÖR YÖRDÖ NÖM VÖÖÖRRR" diye ağlayan sadece biz değilmişiz! Burdakiler de ağlıyorlar, bence yine de bir Trabzon değil tabi ki :) Ama hava sıcaklıkları, nem ve yağış genel olarak oldukça yakın seyrediyor Trabzon'la. Ben bayağı bildik yere gelmişim gibi ya iyi oldu böyle :D İkinci tercihim olan Norveç'e düşmüş olsam bütün gün cenin pozisyonunda yatarak vücut ısımı korumak için savaş verirdim herhalde :((((( Allah biliyor da yollamıyor :DD Tişikkirlir! Neyse, kısacası havalar güzel, Trabzon kadar boğucu da değil. Deniz de var hem hüloğ!

Şehrin genel yapısına gelirsek binalar iki-üç katlı en fazla. Sokaklar gerçekten çok güzel. Klişe olacak ama şu ana kadar gördüğüm kadarıyla eski evleri, tarihi eserleri çok iyi korumuşlar.(Zaten sonradan da öğrendiğim kadarıyla Ravenna eski mozaikleriyle oldukça ünlüymüş.) Benim oturduğum ev de bunlara dahil olmak üzere, pek çok 150+ yıllık ev var. Evimden bahsetmişken, şehrin tam göbeğinde üç katlı, 150 yıllık bir evde oturuyorum. Evin altında bir kafe var, ilk kat dolayısıyla iptal sayılır :) Bisikletler vs. orada duruyor sadece. İkinci katta salon, mutfak, çamaşır odası ve minicik bir bahçeleri var (Mimari olarak nasıl başardıklarını çok anlayamadım açıkçası ama bayağı bahçe gshajsah). Üçüncü katta da yatak odaları ve banyolar var.(Kız kardeşimle aynı odayı paylaşıyoruz, ondan da ilerde uzun uzun bahsederim :) 95li bir boğa kızı ve 2013 Arjantin AFSli diyeyim şu an sadece :))

Evin şehrin göbeğinde olduğunu söylemiştim ya hani, şimdi düşündüğünüzü 5le falan çarpmanızı istiyorum. Şehrin kucağında mı diyeyim ne diyeyim bilemedim :) Garip bir şekilde ev sokakla inanılmaz yakın yani. Nasıl anlatsam bilmiyorum, mesela köpeğimiz Tino evin içindeyken sokaktan geçen köpekleri duyup onlara havlıyor, köpekler de ona geri havlıyorlar :D Hani gözünüzü kapatsanız köpekler yan yana sanabilirsiniz, ilginç bir ses sistemi var. Aynı şekilde evde nerde konuşulsa diğer odalardan duyulabilir gibi. OLM NASI BAŞARIYOSUNUZ ANLAMIYORUM İTALYANOLAR!! :D Sokağa bakan pencereyi açınca içeri resmen somut, elle tutulabilir bir İTALYANCA doluyor :D:D Her yer İtalyanca oluyor uu beybi. Neyse ki I don't care I love it dırırım <33 :D

Neyse şehirden bahsetmeye devam edersem; her yer dümdüz olduğundan bisiklet çok yaygın, toplu taşıma yok denecek kadar az. Şehrin bayağı dışında kalan yerleşim yerlerinden merkeze otobüs olduğunu gördüm sadece. Merkeze geldikten sonra kendi başınızasınız. Merkez dediğim de Trabzon'un meydanı gibi değil, etraf düz olduğu gibi geniş geniş yerleşmiş sevgili İtalyanolar. Yürü bacım yürü. Bisikletle 10 dakika sürmeyecek yol, en az yarım saat yürünüyor arkadaşlar. (Yazar burda gözyaşlarını tutamadı.) Kısacası ya bisiklet süreceksiniz ya bisiklet süreceksiniz yani o kadar. Ömrünün yarısını dolmuşta geçirmiş, sportif aktivite özürlüsü bir insan olarak ilk etapta gözümü korkutmadı değil. Ama 3 yaşından gün almış çocukların, herhalde gençliğini 1800lerde yaşamış ninelerin dedelerin gayet enerjik bir şekilde bisiklet sürmesine defalarca şahit ola ola artık istesem de o kadar soğuk bakamıyorum.Yine de bisikletsiz insan görememekten kafayı yiyebilirim. Köpeğini yürüyüşe çıkardığında dahi bisiklet sürenler gördüm ya. Hayır, adı üstünde yürüyüş yani. Anlamlandıramıyorum. Umarım birkaç ay sonra buraya "AYYHHH ARKADAŞLARRR HER YERE BİSİKLETLE GİDİORRZZZZ SPR BŞE YHAAA BAYILIORM GRCKTNNN" tarzı şeyler yazabilirim. Dualarımızı esirgemeyelim lütfen, teşekkürler......

*Bu arada ufak bir noktaya açıklık getirmek istiyorum: Bisiklet sürmeyi biliyorum ama biraz :D Ravenna'daki ilk günümde ilk olarak bisiklet sürmeyi öğretti kardeşim. Hatta videom da var ama paylaşmıyorum henüz... Benim gibi bu konularda ciddi anlamda beceriksiz bir insan olmadığınız için heyecanımı anlayamıyor olabilirsiniz, olsun... Sonuç olarak 17 yaşında da olsa bisiklet sürmeyi öğrendim arkadaşlar:D:D:D:D:DD Öğrenme süreci biraz sancılı olsa da... :D Onu da başka zaman anlatırım belki :)
Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim, host babam bisiklet yarış kulübünün daimi üyesi falan. Bayağı ciddi çılgın yani, dağlar bayırlarda bisiklet yarışları falan:DD Babasına bak kızını al adeta, BU KADAR BENZERLİK OLUR :)))))))))*

Başka ne anlatsam bilemedim, ailemin ve diğer exchange öğrencisi arkadaşlarımın fotoğraflarıyla bugünkü blogumu sonlandırıyorum o halde :)

Bütün fotoğraflarda gözüm kapalı çıktığı için bu fotoğrafı koymak zorunda kaldım :D:D
Ben, kardeşim Maria Guilia, annem Maria Cristina, babam Guido, köpeğimiz Tino.
(Arkadakiler Arlo'nun ailesi :D)

Ve Ravenna'daki diğer AFSliler, Arlo ve Paul :) Yaşasın Ravenna ekibi ^_^

Bugünlük bu kadar! Umarım annemden başka okuyan da olmuştur :D Başınızı şişirdiysem kusura bakmayın :D:D Bir sonraki yazıda görüşmek üzere! (umarım üşenmem yazmaya :DD)

Not: Herhangi bir sorunuz olursa ask.fm aldım, sorabilirsiniz :)
ask.fm/ecmello (Neden artık kimse Formspring kullanmıyor bilmiyorum :D:D)


Arrivederci!
Kalın sağlıcakla, sizi seviyorum :)
~Ecmel Aysu




Son olarak; evet annecim memnunum :D:D